Kadın hakları konusunda dünya çapında verilen önemin artmasının sonuçlarından biri olarak, 1977 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 8 Mart’ın Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kabul etmiştir.
 
Tarih boyunca farklı medeniyet ve kültürlerde statüsü hep tartışılan kadınlar, Büyük Türk Milletinin tarihinde ise, anne ve eş olarak, hep hak ettiği konumda, ailenin ve toplumun merkezinde olmuştur. 
 
Türk kadınları; bu toprakların vatan kılınması adına eşsiz mücadeleler vermiş, vatan, bayrak ve millet sevdasıyla yetiştirdikleri evlatlarını cepheye göndermekle kalmamış, bu uğurda gerektiğinde düşmana karşı kendileri savaşmışlardır. Öyle ki; Nene Hatun, Kara Fatma, Şerife Bacı gibi nice Türk kadını şanlı tarihimizin kahramanlık listesinde yerlerini almıştır.
 
Ülkemizde, kadınların haklarına geçmişten bu yana önem verilmiş olup, son yıllarda kadın erkek fırsat eşitliğinin pekiştirilmesi ve kadın haklarının geliştirilmesi konusunda önemli adımlar atılmıştır. Bu bağlamda; Anayasamızın 10. maddesine “Kadın ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür.” ibaresi eklenmiş, Ülkemiz özellikle fırsat eşitliği konusunda birçok ülkeye de örnek teşkil olabilecek duruma gelmiştir.
 
Kadınlarımızın toplumda hak ettikleri konuma yükselmeleri, geleceğe güvenle bakmaları, sonsuz sevgi ve hoşgörüyle yetiştirdikleri nesillerin başarısında anahtar bir rol oynamaktadır. Bir ana olarak, geleceğimizin teminatı olan evlatlarımızı ahlak, edep ve terbiye dâhilinde yetiştirerek topluma faydalı birer fert olmaları yolunda gösterdikleri gayret ve fedakârlık her türlü takdirin üstündedir.
 
Bu duygu ve düşüncelerle; bizi biz yapma hedefinde, yüreklerindeki sevgi ve şefkati hiçbir karşılık beklemeden veren kadınlarımızın, Dünya Kadınlar Gününü kutluyor, en derin saygılarımı sunuyorum.